27 yıldır asteroit sanıldı: Meğer kuyruklu yıldızmış

Haber gorseli

Güneş Sistemi’ndeki küçük gök cisimleri uzun yıllar boyunca temel olarak asteroitler ve kuyruklu yıldızlar şeklinde iki gruba ayrıldı. Ancak son gözlemler, bu iki grubun arasındaki sınırın düşünüldüğü kadar kesin olmadığını gösteriyor.

Astronomlar, dışarıdan bakıldığında asteroide benzeyen ancak hareketleri kuyruklu yıldız özellikleri gösteren “karanlık kuyruklu yıldızlar” keşfediyor. Bu cisimler belirgin bir kuyruğa sahip olmayabiliyor ancak yüzeylerinden çıkan gazlar nedeniyle hızlanabiliyor veya yön değiştirebiliyor.

YÖRÜNGESİ ŞAŞIRTTI

1998 SH2 ilk kez 1998 yılında keşfedildi ve yaklaşık 27 yıl boyunca asteroit olarak sınıflandırıldı.

Gök cismi, 2025 yılında Dünya’nın yaklaşık 3 milyon kilometre yakınından geçerken yeniden ayrıntılı biçimde incelendi. Bu sırada geçmiş veriler kullanılarak hesaplanan yörüngeyi tam olarak izlemediği fark edildi.

Hareketindeki küçük ancak ölçülebilir sapmalar, cismi etkileyen kütle çekimi dışında başka bir kuvvet bulunduğunu gösterdi.

Bilim insanları bunun üzerine 1998 SH2’yi farklı gözlemevleriyle takip etti. Yapılan optik gözlemlerde cismin çevresinde son derece soluk bir gaz bulutu ve arkasında zayıf bir kuyruk tespit edildi.

BUZLAR GAZA DÖNÜŞÜYOR

Araştırmacılara göre cismin yüzeyinin altındaki buz, Güneş’e yaklaştığında katı halden doğrudan gaza dönüşüyor.

“Süblimleşme” olarak bilinen bu süreçte açığa çıkan gaz, gök cismini küçük bir roket motoru gibi iterek yörüngesinde değişiklik oluşturuyor.

Bilgisayar simülasyonları da hareketlerdeki sapmanın çarpışmalardan veya cismin dönüşünden değil, yüzey altındaki buzların gaz haline gelmesinden kaynaklandığını gösterdi.

1998 SH2 böylece olağan dışı yörünge hareketlerinden yola çıkılarak kuyruklu yıldız olabileceği tahmin edilen ve daha sonra doğrudan gözlemlerle doğrulanan ilk gök cismi oldu.

GEZEGEN SAVUNMASI İÇİN ÖNEMLİ

Asteroitler ve kuyruklu yıldızlar arasındaki ayrım, yalnızca gök cisimlerini doğru sınıflandırmak açısından önem taşımıyor.

Gezegen savunması sistemleri, Dünya’ya yakın cisimlerin gelecekte nerede bulunacağını hesaplamak için yörünge modellerinden yararlanıyor. Ancak bir kuyruklu yıldız yüzeyinden gaz çıkardığında, hareketine ek bir kuvvet uygulanıyor.

Çok küçük görünen bu etki, yıllar içinde gök cisminin beklenen konumuyla gerçek konumu arasında önemli farklar oluşmasına neden olabiliyor.

Çalışmanın başyazarı Davide Farnocchia, bu nedenle Dünya’ya yakın gök cisimlerinin sürekli takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

Araştırmacılara göre kütle çekimi dışındaki hareketlerin tespit edilmesi, hangi cisimlerin kuyruklu yıldız olduğunu anlamaya ve çarpma risklerini daha doğru hesaplamaya yardımcı olabilir.

380 METRE ÇAPINDA

Yeni ölçümlere göre 1998 SH2’nin çapı yaklaşık 380 metreyi buluyor.

Karşılaştırma yapılması gerekirse, 2013 yılında Rusya’nın Çelyabinsk kenti üzerinde patlayan meteorun çapı yaklaşık 18 metreydi. Atmosferde parçalanan meteor, binden fazla kişinin yaralanmasına yol açmıştı.

1998 SH2 çok daha büyük olmasına rağmen mevcut hesaplamalara göre Dünya’ya çarpma ihtimali bulunmuyor.

Keşfin önemi, bu cismin yakın gelecekte tehdit oluşturmasından çok, benzer şekilde yanlış sınıflandırılmış başka gök cisimlerinin bulunma ihtimalinden kaynaklanıyor.

SUYU TAŞIMIŞ OLABİLİRLER

Karanlık kuyruklu yıldızların sanılandan daha yaygın olması, Dünya’nın geçmişine ilişkin bazı soruların yanıtlanmasına da yardımcı olabilir.

Bilim insanları, genç Dünya’ya suyun ve yaşam için gerekli bazı organik maddelerin asteroitler veya kuyruklu yıldızlar tarafından taşınmış olabileceğini uzun süredir değerlendiriyor.

Asteroit görünümündeki bazı cisimlerin aslında buz içeren kuyruklu yıldızlar olduğunun anlaşılması, Dünya’ya su taşıyan gök cisimlerinin sayısının tahmin edilenden daha fazla olabileceğine işaret ediyor.

Astronomlar şimdi, yıllardır asteroit olarak takip edilen gök cisimlerinin yörünge kayıtlarını yeniden inceleyerek benzer hareket sapmaları aramaya hazırlanıyor. Çünkü sıradan bir asteroit gibi görünen bazı cisimler, gerçekte faaliyetlerini gizleyen kuyruklu yıldızlar olabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir